Lilith Efsanesi: Tarihin İlk Kötüsü Mü, İlk Feministi Mi?
Adem, Lilith'ten kendisine tabi olmasını istiyor, Lilith ise "kendisinin de topraktan yaratıldığını, eşit olduklarını" söyleyerek itiraz ediyordu. Adem kendini, bağışlayan, bereketli gökyüzüne; Lilith'i de ürün veren toprağa benzetiyordu.
Birlikte yaşayamayacaklarına karar veren Lilith, Tanrının
asla söylenilmemesi gereken ismini söyleyerek göğe yükselir. Böylece cennetten
ve tüm nimetlerinden vazgeçmiş olur, dışlanmışların arasına katılır. Şeytandan
ve cinlerden çocukları olur.
Bu arada yalnızlığa dayanamayan Adem, Tanrı'ya yalvararak
Lilith'i geri istediğini söyler. Bunun üzerine Tanrı üç meleğini, Lilith'i ikna
etmeleri ve geri dönmesini sağlamaları, yoksa her gün yüz çocuğunun öleceğini
söylemelerini ister.
Lilith bu tehdite rağmen kesinlikle dönmeyeceğini söyler
olduğu yerde kalır. Tehdit gerçeğe döner Lilith çocuklarını kaybetmeye başlar.
Çocuklarını kaybeden Lilith bu acıyla, o andan itibaren tüm hamile ve yeni
doğum yapmış kadınların ve bebeklerin baş düşmanı olacağına yemin eder.
Erkek çocukların ilk sekiz gün, kız çocukların ise ilk yirmi
gün içinde canlarını alacaktır. Lilith artık tamamen kötülerin tarafına
geçmiştir. Bunun üzerine Tanrı Adem'in kaburga kemiğinden Havva'yı yani ikinci
eşini yaratır.
Havva erkeğinin bir parçasından yaratıldığından Adem'e tabi
olur, yaptıklarına söylediklerine karşı çıkmaz. İnanışa göre, dişi bir şeytan
bir ifrit haline dönüşen Lilith, hava karardıktan sonra yeni doğum yapmış
kadınların evlerine girerek bebeklerini boğarmış.
Birçok kültürde, loğusa kadınların yalnız bırakılmaması,
albastı ya da karabasana, ki bunlar da Lilith'in başka halleridir, karşı önlem
olarak yastıklarının altında bıçak veya makas bulundurulması, kendilerine ve
bebeklerine tılsımlar muskalar takılması, bu inançtan günümüze kalan
alışkanlıklardır. Aslında Lilith efsanesi Tek Tanrılı dinlerden çok önceye,
Mezopotamya uygarlıklarına dayanıyor. Sümer ve Babil mitolojilerinde rüzgar
Tanrıçası ile ifade ediliyor. Sonra Yahudilerin, Tevrat'ın önce sözlü sonra
yazıya dökülen ikinci bölümü olan "Talmud'da geçiyor. Kabala'da da ondan
bahsedilir ki aslında Dünya'nın Lilith ile tanışması da Kabalacı araştırmacılar
sayesinde olur. Lilith'in tarihteki rolü, uzunca bir süre, erkekleri baştan
çıkaran, kadın ve çocukları hedef alan dişi bir şeytan olarak belirlenmiştir.
Lilith çok güzel bir kadındır, uzun kızıl saçları, hatta çoğu metinde "gül
rengi saçlı" olarak geçer, mükemmel bir teni ve kusursuz dudakları ile
badem gözlü harikulade güzellikte bir kadındır.
Bu güzelliği ile erkekleri baştan çıkarır ve tohumlarına
sahip olup çocuklarını doğurur. Bu nedenle tarihteki bir diğer adı da
"tohum hırsızıdır. Lilith'e atfedilen bir başka şey ise, kadınların
kafasına girerek onlara "erkeklerle eşit oldukları" nı
hatırlatmasıdır. Hatta ilk günahın sorumlusu da Lilith'dir. Havva'yı kandıran
ve yasak meyveyi yemesini söyleyen yılan kılığındaki Lilith’ten başkası
değildir. Aslına bakarsanız Lilith hep vardı ve ondan hep korkuldu.
Ortaçağ’da, başlayan, sonraları toplumsal bir histeriye
dönüşen cadı ve büyücü avında, kızıl saçlı kadınların cadı oldukları gerekçesi
ile yakılmaları bir tesadüf müdür? Ya da çoğu kez kadının şeytanlaştırılması?
Cadı, şeytan, ifrit olan Lilith ancak 19. yüzyıl civarında
resimde ve edebiyatta daha sevimli formlarda yer bulabildi. Bu yaklaşımlardan
sonra da, ondan korkan, tılsımlarla kendilerini koruyan kadınlar eşit haklar ve
özgürlük savaşlarında Lilith'i kendilerine figür olarak seçtiler.
Eşitliği anlatan ve kendi yaşamına kendi yön vermeyi seçen
Lilith, bu seçimiyle feministlere de ilham kaynağı olmuş. Lilith Özgürlük
savaşçısı ve eşitlik savunucusu ilk yaratılmış güzel bir kadın mı yoksa dişi
bir şeytan mı?
Kaynak: Lilith Efsanesi - Seval Serindağ. Gaia Dergi



Yorumlar
Yorum Gönder